Türk siyasetinde ihanetler… Babalar / oğullar, bacılar / ablalar, dostlar / düşman kardeşler!

‘Baba’, hem kavram olarak hem de biyolojik varlığıyla sadece aile kurumu açısından değil toplumun geneli için de önemlidir! Siyaset, bu nimetten de payını almış ve kendi babalarını üretmiştir!

Baba’, hem kavram olarak hem de biyolojik varlığıyla sadece aile kurumu açısından değil toplumun geneli için de önemlidir!
Siyaset, bu nimetten de payını almış ve kendi babalarını üretmiştir!
Bu konuda dünyanın zirve ismi, İslamköy’de lakabı Dolaksızoğlu Süleyman Sami olan Türk siyasetinin marka politikacılarından eski başbakan ve cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’dir. Evet, Demirel ‘Baba’ idi ama ‘evlat’ ihanetlerinden kaçamadı!

***

Meslek büyüğümüz Yavuz Donat, konuyla ilgili bir yazısında şu anekdotu aktarır:
Demirel... Bir gün... "Evlat, kardeş bildiklerinin" ihanetinden yakınırken... Bölükbaşı... Göğsünü yumruklamıştı:
- Süleyman Bey!.. Süleyman Bey!.. Senin gördüğün ihanetler ne ki?.. Senin bağrın köy mezarlığı... Benimki ise Karacaahmet... O kadar kişi gömülü ki.

***

Türk siyasetinin bir dönemine damga vuran Tansu Çiller, ‘Baba’sı Demirel ile az mücadele etmedi… Özü başına yol yürürken milletin ‘ana’sı, ‘bacı’sı oldu!
Meydanlarda dillendirdiği, “Bacınız size kurban olsun…” türü söylemleri ilgi gördü…

***

Bülent Ecevit’in (babası gibi gördüğü) İsmet İnönü’yü devirerek CHP Genel Başkanı olması tarihi vakalardandır…
Tamam, Ecevit, İnönü’yü devirdi ama ‘oğul’ makamındaki Hüsamettin Özkan da onu çok üzdü…
Onu, oturduğu Başbakanlık makamından birilerinin desteğiyle düşürüp kendi oturmak istedi!
Oturamadı…
Sonra… Yanına 3 bakan ve 20 milletvekilini alarak ‘baba evi’ni terk etti…
Sonra… Zor yürüyen Ecevit bir nevi; çekildi izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükümetten!
Çünkü yaklaşık 4 ay sonra yapılan 3 Kasım 2002 seçimlerinde bugüne kadar iktidarı sandıkta kimseye kaptırmayacak olan AK Parti iktidara geldi…

***

Konumuza dönelim…
Merhum Turgut Özal’ın yamacına dikilenler…
Merhum Necmettin Erbakan’a bayrak açanlar…
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en yakınındakilerin yaptıkları…
Dün gibi hafızalarda…

***

CHP Genel Başkanlığı koltuğundan seçimle indirilen Kemal Kılıçdaroğlu, operasyonu gerçekleştiren Ekrem İmamoğlu için “Baba-oğul gibiyiz” demişti!
Neler olduğu biliniyor ama neler olacağı kestirilemiyor!

***

İmamoğlu demişken…
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener; kalktığı masaya oturmasını gerektirecek kadar ‘masaya getirmişti’ İmamoğlu’nu…
Fatih Sultan Mehmet’e benzetmesi ‘ablalık’ makamının icabından çok yüzünde gördüğü Rabbi Yessir ile ilgili olmalıydı!
Bugün ‘düşman kardeşler’ gibi davranmaları ise siyaset virüsünün iflah olmaz etkisinden başka bir şey değildir herhalde!
Dün İstanbul’u fetheden İmamoğlu, bugün, “Bu şehri sadece aklı İstanbul’da olanların, ilgisi ve odağı sadece İstanbul’da olanların, amacı sadece İstanbul’un derdine derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor. Eli genel merkezlerinde gözü başka mevkilerde, boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez” noktasına indirgendi…
Çünkü:İstanbul bizim için Türk tarihinin serveti, kutsal emanet demektir…

***

SON SÖZ OLARAK DERİM Kİ;

Siyaset çayır/çimen gezen tavuk çok olur
Tavukların peşinde koşan lavuk yok olur
Onu/bunu bilmem de takan kavuk tok olur
Baba, oğul, kardeşlik siyasette par’etmez

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dursun Erkılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haymana Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haymana Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haymana Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haymana Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet Akif Işık - Elinize sağlık kaleminize kuvvet...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Şubat 10:45


Anket Sizce Ankara'nın en önemli sorunu nedir?